* Kendime pek iyi bakmıyorum bu aralar
*Kedim iyileşti maşallahı var at ağızlının
*Entropik bir patlama yaşadım bu aralar. Bir haftalık iyi gidişatın...hadi 1. vizeler döneminin de diyelim, karşılığında dün kedime takılıp fena düştüm, uykuda dişimi kırdım, 2. vizelerde sıçtım ve...
*Dün terkedildim.
*Tamam birşeyi değiştir ama neyi?

lütfen ben olmayım...D'OH
* Terkedilirken bunu engellemek için yaptığım argümanlar genelde toplumsal ve psikolojik normlara uyulması gerektiği yönündeydi. Yanlız kalmamakla alakalı.Tüm tartışma boyunca aklımdan bu geçiyordu ama bencilliğin daha tatlı gelmesi yüzünden umursamadım.
*Yinede bir kere olsun sevdiğim birisi tarafından paylaşılabilme güvenine layık görülmeyi isterim. İlk sorunda balonu aşağı çeken yük muamelesi görmekten baya bi sıkılmaya başlıyorum. Ha gerçekten yükmü oluyorum? Bu sefer asıl sorunun kaynağı değildim.
*Problemlerin birbiriyle bağlantısı olmasada birinin yarattığı stresin başka bir sorunu daha öne çıkardığına inanmamak mantıksız geliyor. Denemeli olarak gördüm bunu. Kabul edilsin edilmesin. Farkın o noktada başladığı gerçek değilse sağlam kalan dişimide kırarım.
* "bir gün birilerine güvenmek istersin yada güven demeyelimde iyi davranmak bunuda beceremez en kötülere çevrende sana değer vermeyen insanlara değer verirsin daha da üzülürsün." denmişti. Yüz yüze konuşalım diye bittikten sonra, karşılaştığımızda "biz ne konuşacaktık?" "unuttum" "[yalan]bende. boş ver o zaman[/yalan]" gibi bir dialog yaşanmıştı. Keşke konuşulsaymış.
*Msn logu almayı seviyorum.
*Biriyle birşeyler paylaşmak risk, insan yakınlaştıkça ilişki daha çok ete saplanmaya başlıyor gidincede o kadar büyük bir boşluk bırakıyor. Bu sefer ucuz kurtuldum sayıyorum, eskiye göre. Yinede tek taraflı ip çekmece oynayınca hop diye geriye düşüyorsun. Bir kez olsun sorundan kaçmak yerine, tutunup sorunu çözmeyi seçse diyorum karşımdaki. Genede tek taraftan olmuyor. Eğer sorun karşıdakini bırakmaklada çözülebilecekse, sorun bir adım yakında durmaksa bile, bırakmak daha kolay geliyor.
*Mantıklımı? Aslında mantıklı. Diğer şekilde bu çantalardan birisinde paraşüt var seçin ve uçaktan atlayın gibi bir noktaya çıkıyor. Yinede bazen bu atlayışı yapmak gerek. Hayatın zevki vs...meh.
*Birisinin yanlızken mutlu olmasına birşey diyebilirmiyim? En sevdiğim arkadaşlarım dediğim bir gruptan arada kaçmak zorunda hisseden biri olarak hele? Sadece o kişinin yanlız olması benim isteklerimle uyuşmuyor diye? İşte bu noktada ikimizin "ben" kısmı çakışıyor.
*Başka bir arkadaşım ,bu aralar çok dediğinden örnek onu veriyorum, ilişkim eninde sonunda bitecek şeklinde takılmayı seviyor. Tadını çıkarabildiğin sürece bir kişiyi ilk önem sırasına koymamak mantıklı bir hareket. Yinede önem sırasıda insanın içinden gelen birşey. Aynı ne kadar sistematik bir şekilde sevginin veya sevgili olmanın basamaklarını yapamıyorsan bunuda yapmak kişinin kendisine samimi olmayacaktır gibime geliyor. Umarım bu arkadaşım bunu okur, hoş yüzüne söyledim ama fikrim aynı. Önem sırası, değer verme sırası...farketmez.
*Ciddi birşey anlatırken önce yalan, şaka birşeyi anlatma alışkanlığı edindim. "Niyemi ayrıldılar? Ya bu kız bunun arkasından tüm şehri götürmüş, en son kardeşiyle...yok yok anlaşamamışlar. " gibi.
* Sevgili olmak konseptini, diğerinden önce gemiyi terket olarak düşünen birisi için ilişkilerime çok tutunmaya çalışıyorum. Herhalde öyle düşünmüyorum...yada gemiyi ilk terkedemediğimden böyle davranıyorum
*Ciddi birşeyi konuşurken, ciddiyeti azaltma ihtiyacını bastırmak giderek zor geliyor. Sinir, üzüntü veya benzeri "negatif" (kabul edilen) duygularımı bazen iyi, genelde garip, belkide kötü şakalarla bastırma ihtiyacım azıtıyor.
*Msj üzerinden terkedilmeyi sevmiyorum...yani daha fazla sevmiyorum.
*Uzaktan ilişki denen nane aslında en rahat şey.
*Kendi kişisel alanına değer veren birisiyim. Yinede o alanın dışında birilerinin olması benim için bir rahatlık kaynağı. Benden çok daha geniş bir kişisel alana sahip biriyle ilk kez karşılaştım.
*Yinede bir kere olsun sevdiğim birisi tarafından paylaşılabilme güvenine layık görülmeyi isterim. İlk sorunda balonu aşağı çeken yük muamelesi görmekten baya bi sıkılmaya başlıyorum. Ha gerçekten yükmü oluyorum? Bu sefer asıl sorunun kaynağı değildim.
*Problemlerin birbiriyle bağlantısı olmasada birinin yarattığı stresin başka bir sorunu daha öne çıkardığına inanmamak mantıksız geliyor. Denemeli olarak gördüm bunu. Kabul edilsin edilmesin. Farkın o noktada başladığı gerçek değilse sağlam kalan dişimide kırarım.
* "bir gün birilerine güvenmek istersin yada güven demeyelimde iyi davranmak bunuda beceremez en kötülere çevrende sana değer vermeyen insanlara değer verirsin daha da üzülürsün." denmişti. Yüz yüze konuşalım diye bittikten sonra, karşılaştığımızda "biz ne konuşacaktık?" "unuttum" "[yalan]bende. boş ver o zaman[/yalan]" gibi bir dialog yaşanmıştı. Keşke konuşulsaymış.
*Msn logu almayı seviyorum.
*Biriyle birşeyler paylaşmak risk, insan yakınlaştıkça ilişki daha çok ete saplanmaya başlıyor gidincede o kadar büyük bir boşluk bırakıyor. Bu sefer ucuz kurtuldum sayıyorum, eskiye göre. Yinede tek taraflı ip çekmece oynayınca hop diye geriye düşüyorsun. Bir kez olsun sorundan kaçmak yerine, tutunup sorunu çözmeyi seçse diyorum karşımdaki. Genede tek taraftan olmuyor. Eğer sorun karşıdakini bırakmaklada çözülebilecekse, sorun bir adım yakında durmaksa bile, bırakmak daha kolay geliyor.
*Mantıklımı? Aslında mantıklı. Diğer şekilde bu çantalardan birisinde paraşüt var seçin ve uçaktan atlayın gibi bir noktaya çıkıyor. Yinede bazen bu atlayışı yapmak gerek. Hayatın zevki vs...meh.
*Birisinin yanlızken mutlu olmasına birşey diyebilirmiyim? En sevdiğim arkadaşlarım dediğim bir gruptan arada kaçmak zorunda hisseden biri olarak hele? Sadece o kişinin yanlız olması benim isteklerimle uyuşmuyor diye? İşte bu noktada ikimizin "ben" kısmı çakışıyor.
*Başka bir arkadaşım ,bu aralar çok dediğinden örnek onu veriyorum, ilişkim eninde sonunda bitecek şeklinde takılmayı seviyor. Tadını çıkarabildiğin sürece bir kişiyi ilk önem sırasına koymamak mantıklı bir hareket. Yinede önem sırasıda insanın içinden gelen birşey. Aynı ne kadar sistematik bir şekilde sevginin veya sevgili olmanın basamaklarını yapamıyorsan bunuda yapmak kişinin kendisine samimi olmayacaktır gibime geliyor. Umarım bu arkadaşım bunu okur, hoş yüzüne söyledim ama fikrim aynı. Önem sırası, değer verme sırası...farketmez.
*Ciddi birşey anlatırken önce yalan, şaka birşeyi anlatma alışkanlığı edindim. "Niyemi ayrıldılar? Ya bu kız bunun arkasından tüm şehri götürmüş, en son kardeşiyle...yok yok anlaşamamışlar. " gibi.
* Sevgili olmak konseptini, diğerinden önce gemiyi terket olarak düşünen birisi için ilişkilerime çok tutunmaya çalışıyorum. Herhalde öyle düşünmüyorum...yada gemiyi ilk terkedemediğimden böyle davranıyorum
*Ciddi birşeyi konuşurken, ciddiyeti azaltma ihtiyacını bastırmak giderek zor geliyor. Sinir, üzüntü veya benzeri "negatif" (kabul edilen) duygularımı bazen iyi, genelde garip, belkide kötü şakalarla bastırma ihtiyacım azıtıyor.
*Msj üzerinden terkedilmeyi sevmiyorum...yani daha fazla sevmiyorum.
*Uzaktan ilişki denen nane aslında en rahat şey.
*Kendi kişisel alanına değer veren birisiyim. Yinede o alanın dışında birilerinin olması benim için bir rahatlık kaynağı. Benden çok daha geniş bir kişisel alana sahip biriyle ilk kez karşılaştım.
*Erol yeni yeni güzel gruplar önerdi bana teşekkür ederim.
*Burayı pek okuyan yok (en son hassiktir hakkında yazdığım kişi lütfedip izlemeye almış diye biraz yazımın tonunu düşürmüştüm. Sonra zaten hepsini sildim) Acaba söz edilen kişiye ulaşıcakmı?
*Ulaşmıyacaksada zaten bunları yüzüne...msn ekranındaki avatarının yüzüne en azından söyledim. Sadece görüşlerim değişmedi, bencilliğin tatlı geldiği yerden çıkmak zorunda kaldım.
*Umut. Şu an elimde bir gün umudu kaldı bu kısa dönemden. Olabileceğine inandığım ama olduğu zamanın benim karıma olacağına dair pek inancımın olmadığı bir umut. Yinede kapatmak istemediğim bir kapı. Hayata güveniyorum. Entropim dediğim sinüs eğrisinde tanjantın 0 olduğu noktaya, yani bir tepe noktasına gelmesi ihtimali hala var. Umarım pozitif bir tepe noktasına gelir o olmazsa zaten dip noktasına gelecek.

bu bir sinüs eğrisidir.
*Kendime not:Matematik metaforlarını bırak.
*Umarım bir gün "sorun" biter. Sorun biraz bir ilginç kelime.
* Diyecek ne kaldı? Hımm
* İşe pek duygusal bakamamışım zaten okuyunca.
*Bu sefer beynimin boşalması tek telden çaldı gibi. Olsun varsın bu kadar.
edit (17.aralık): ayrıldıkya daha yakınız sanki. Böyle ilginç şeyler. "erkek arkadaş" olarak konuşmadığı kadarını, ağzından sökmek zorunda kaldığım nasılsın sorusuna cevabı "arkadaşı" olarak kendisi anlatıyor. Bir sorun olduğundan değil, memnunum oldukça. Konseptin değişmi bu kadar ciddi bir sorunmuydu? yoksa "benle" erkek arkadaş olmasımıydı diye düşünüyorum.
FBI-Fucklı bişeyler işte
*Umarım bir gün "sorun" biter. Sorun biraz bir ilginç kelime.
* Diyecek ne kaldı? Hımm
* İşe pek duygusal bakamamışım zaten okuyunca.
*Bu sefer beynimin boşalması tek telden çaldı gibi. Olsun varsın bu kadar.
edit (17.aralık): ayrıldıkya daha yakınız sanki. Böyle ilginç şeyler. "erkek arkadaş" olarak konuşmadığı kadarını, ağzından sökmek zorunda kaldığım nasılsın sorusuna cevabı "arkadaşı" olarak kendisi anlatıyor. Bir sorun olduğundan değil, memnunum oldukça. Konseptin değişmi bu kadar ciddi bir sorunmuydu? yoksa "benle" erkek arkadaş olmasımıydı diye düşünüyorum.
FBI-Fucklı bişeyler işte














