Holy Snapping Duck Do! I just got slapped with a wet salmon - really - I have not updated this since people stopped clapping and Tinkerbell died... You would not believe how good I look after all the plastic surgery. Jealous much? Don't be, it was very painful..
I am recuperating with setting fire to people wearing Crocs, learning to fart the theme to neighbours, just generally being a doormat to anyone unfortunate to cross my path, my day is filled with fluorescent light from the first cockadoodledoo from the rooster to I run out of alcohol. I am hoping one day they will call me 'mummy' again. it will be fun fun fun till they take my TBird away.
I swear on the bones of my ancestors won't blog until the next time booze prices go up and I have to get sober for a while. Until I need your shoulder to cry on. Or if he morphs into an a$$..
Na buradan
28 Aralık 2009 Pazartesi
Symphony of Science
Çok güzel bence. Birisi bu tür konuşmaları audiotoolmudur nedir o cihazla bu hale getirip yayınlamış. Çevirip çevirip dinliyorum şu an.
Yukarıdaki en favorim. Bulduğum diğerleride:
"We are all connected-Carl Sagan Richard Feynmen Neil DeGrasse Tyson Bill Nye"
"Our place in the universe-Richard Dawnkins, Carl Sagan"
14 Aralık 2009 Pazartesi
Tales of Monkey Island- Piksellerden Günümüze
Tales of Monkey Island, klasik adventure oyunları serisinin Taletale Games tarafından çıkarılmakta olan son ayağı. Diğer bir klasik adventure oyunu ve kalbimde ayrı bir yer tutan Sam and Max ve Taletale'in diğer oyunları gibi bölüm mantığıyla çıkmaktaydı. Ne mutlu ki ilk sezonu tamamlamayı başardılar.
Bölümlerin kendini satan anları, eski oyunlara gönderme yapılmadan yapılmış şakaları ve gerçekten aha güzelmiş lan bu bulmaca dediğimiz noktaları yok değil. Grafik olarak sevimli ve cillop oğlan Guybrush Threepwood Mighty Pirate'ın keçi sakalına (bunu çıkarmak için ne kadar uğraştım biliyormusun?? demesiyle alışabildiğim) ısınabilirseniz monkey islanda oldukça uygun.
Benim Sam and Max Season 1 ile ısınabildiğim, sabit kamera açılı 3D adventure oyunu diye tanımlayabileceğim tarzı ise rahat kontrol edilebilmesini sağlıyor. Ha tabi, envanterdeki eşyaları birleştirmek için kullanılan sistem( iki eşyayı slota yerleştir, birleştire bas) tek bir tuşla halledilebilecekken kötü geliyor. Aslında envanter sistemindeki hiçbirşeyden memnun değildim oyunu oynadığım süre boyunca. Sam and Max'in 2 sezonu arasındaki gelişmeyi düşünürsek bence ToMI'nın 2. sezonu oldukça rahat bir envantere sahip olabilir.
İlk bölümde, ilk oyuna oldukça benzer bir atmosfer verilmeye uğraşılmış ve Monkey İslanda taletale games'in kendi yorumu diyebileceğim, başarılı bir hava verilmiş.
Devamındaki bölümde karşımıza çıkan humanoid yaratıklarda Taletales'in bir alışkanlığı olmalı. En azından George Lucas gibi her yeri onlarla doldurmaya uğraşmıyorlar.
Bence en yaratıcı bölüm olan 3. bölümü oynarken çok fazla eğlenmiştim. Bulmaca, mekan, oyun süresi, komedi olarak fazlasıyla doyurucu ve yaratıcıydı. Eklenen karakterler sırf bulmaca parçaları gibi durmuyordu. Başından sonuna kadar sezonun en başarılı işiydi. Bölüm bölüm çıkan oyunların sorunu olan kendini tekrardan mümkün olduğunca kaçınlımıştı.
4. ve 5. bölümleri arka arkaya oynadım.Ne yazıkki Lair of the Leviathan(3. bölüm) hazırlanırken harcanan tüm zaman ve yaratıcılık tek seferlikmiydi diye düşünmeye iten bir hava yarattılar.
Trial and Execution of Guybrush Threepwood(4.bölüm)'un dava sahnesi ve aradaki nadir küçük bulmacalar dışında eski mekanlar, yeniden kullanılan karakterler, sadece orjinal oyunlara değil Tales serisinede gönderme espiriler,2 bulmaca parçası arasındaki uzun, sıkıcı yürüyüşler ve yavaş envanter sistemininde sorun olmasıyla bitsede 5. bölüm olan ve isminden baya bir umut veren "Rise of the Pirate God"'a geçsem demeye başladım.
Yinede hikaye konusunda, ta ilk oyundan beri serinin temel taşları olan olaylara bakışı değiştirebilecek yeni atılımlar yapıp, diğer bölümlerdeki olayları biraz biraz toparlayıp finale hazırlık yapılması bölüm 4'ü kurtarıyor.
Ayrıca ilk kez olsun veresiye veririz gibi bir cevap verip, Guybrush ve beni şaşırtan hatta mutluluktan gözümden bir damla yaş düşüren bir karaktere sahipki, herşeye rağmen orada mutlu olmaya değerdi :D
Rise of the Pirate God, ne gariptirki farklı kaplamalarla oynadığım bir Sam and Max Sezon 2 bölümü gibiydi. Riftler-Bermuda Şeytan Üçgeni, Underworld-Hell, sadece eski karakterlerin geri dönüşümle kullanılması-...sadece eski karakterlerin geri dönüşümle kullanılması, dünyalar ve vücut üzerinden anlatım-zaman ve mekan üstünden anlatım gibi şeyler birde episode 4'teki bulmacaların sadece farklı eşyalarla kullanması eklenince beklediğim süper final olamadı. Bir de kötü bölüm tasarımı, sık sık arasında gidip gelmeniz gereken yerlerin 3-4 uzun ekranın ta en uçlarında olması ve bölüm tasarımının kendi içinde de kötü olması yüzünden oynanışın bölünmesi gibi sorunlarla boğuşmak vardı. Boss bulmaca diyeceğim, Sam and Max episode 1'in boss bulmacasıyla aynı olması hayal kırıklığıydı.
Birkaç kerede, sadece benden kaynaklı olabilir, oyun beni baya yanlış yönlendirdi. Adamın yalan söylediğini anlamak için konuşmada gözlerini kaydırmasına bakmak gibi(sadece adamın üstünde bir eşyayı kullanmalıymışım, kel alaka.) şeylerle zaman kaybettim. Birde arka arkaya 3 bulmacayı aynı itemi kullanarak çözünce...
Her şekilde finaline, Monkey Island'a değer olmasına, hikayeye ve boss bulmacadan sonraki sahnedeki fikire değer bir finaldi.
Garip bir eğlence eğrisine sahip olsada yeni bu diye oynamamazlık edilmemeli. Taletale'den çok daha kötüsüne düşebilirdi ki deneyimli ellere düşmüş olması Tales serisine bir bütün halinde bakıldığında başarılı bir iş çıkarılmış olmasını sağlamış.
SIGTMP-Squaawk! I am Guybrush Threepwood Mighty Pirate!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












