17 Aralık 2009 Perşembe

Beyin boşalması

*Bayram+grip tatili sayesinde okuldan baya bir koptum. Şu an acısını çekiyorum

* Kendime pek iyi bakmıyorum bu aralar

*Kedim iyileşti maşallahı var at ağızlının

*Entropik bir patlama yaşadım bu aralar. Bir haftalık iyi gidişatın...hadi 1. vizeler döneminin de diyelim, karşılığında dün kedime takılıp fena düştüm, uykuda dişimi kırdım, 2. vizelerde sıçtım ve...

*Dün terkedildim.

*Tamam birşeyi değiştir ama neyi?

lütfen ben olmayım...D'OH

* Terkedilirken bunu engellemek için yaptığım argümanlar genelde toplumsal ve psikolojik normlara uyulması gerektiği yönündeydi. Yanlız kalmamakla alakalı.Tüm tartışma boyunca aklımdan bu geçiyordu ama bencilliğin daha tatlı gelmesi yüzünden umursamadım.

*Yinede bir kere olsun sevdiğim birisi tarafından paylaşılabilme güvenine layık görülmeyi isterim. İlk sorunda balonu aşağı çeken yük muamelesi görmekten baya bi sıkılmaya başlıyorum. Ha gerçekten yükmü oluyorum? Bu sefer asıl sorunun kaynağı değildim.

*Problemlerin birbiriyle bağlantısı olmasada birinin yarattığı stresin başka bir sorunu daha öne çıkardığına inanmamak mantıksız geliyor. Denemeli olarak gördüm bunu. Kabul edilsin edilmesin. Farkın o noktada başladığı gerçek değilse sağlam kalan dişimide kırarım.

* "bir gün birilerine güvenmek istersin yada güven demeyelimde iyi davranmak bunuda beceremez en kötülere çevrende sana değer vermeyen insanlara değer verirsin daha da üzülürsün." denmişti. Yüz yüze konuşalım diye bittikten sonra, karşılaştığımızda "biz ne konuşacaktık?" "unuttum" "[yalan]bende. boş ver o zaman[/yalan]" gibi bir dialog yaşanmıştı. Keşke konuşulsaymış.

*Msn logu almayı seviyorum.

*Biriyle birşeyler paylaşmak risk, insan yakınlaştıkça ilişki daha çok ete saplanmaya başlıyor gidincede o kadar büyük bir boşluk bırakıyor. Bu sefer ucuz kurtuldum sayıyorum, eskiye göre. Yinede tek taraflı ip çekmece oynayınca hop diye geriye düşüyorsun. Bir kez olsun sorundan kaçmak yerine, tutunup sorunu çözmeyi seçse diyorum karşımdaki. Genede tek taraftan olmuyor. Eğer sorun karşıdakini bırakmaklada çözülebilecekse, sorun bir adım yakında durmaksa bile, bırakmak daha kolay geliyor.

*Mantıklımı? Aslında mantıklı. Diğer şekilde bu çantalardan birisinde paraşüt var seçin ve uçaktan atlayın gibi bir noktaya çıkıyor. Yinede bazen bu atlayışı yapmak gerek. Hayatın zevki vs...meh.

*Birisinin yanlızken mutlu olmasına birşey diyebilirmiyim? En sevdiğim arkadaşlarım dediğim bir gruptan arada kaçmak zorunda hisseden biri olarak hele? Sadece o kişinin yanlız olması benim isteklerimle uyuşmuyor diye? İşte bu noktada ikimizin "ben" kısmı çakışıyor.


*Başka bir arkadaşım ,bu aralar çok dediğinden örnek onu veriyorum, ilişkim eninde sonunda bitecek şeklinde takılmayı seviyor. Tadını çıkarabildiğin sürece bir kişiyi ilk önem sırasına koymamak mantıklı bir hareket. Yinede önem sırasıda insanın içinden gelen birşey. Aynı ne kadar sistematik bir şekilde sevginin veya sevgili olmanın basamaklarını yapamıyorsan bunuda yapmak kişinin kendisine samimi olmayacaktır gibime geliyor. Umarım bu arkadaşım bunu okur, hoş yüzüne söyledim ama fikrim aynı. Önem sırası, değer verme sırası...farketmez.

*Ciddi birşey anlatırken önce yalan, şaka birşeyi anlatma alışkanlığı edindim. "Niyemi ayrıldılar? Ya bu kız bunun arkasından tüm şehri götürmüş, en son kardeşiyle...yok yok anlaşamamışlar. " gibi.

* Sevgili olmak konseptini, diğerinden önce gemiyi terket olarak düşünen birisi için ilişkilerime çok tutunmaya çalışıyorum. Herhalde öyle düşünmüyorum...yada gemiyi ilk terkedemediğimden böyle davranıyorum

*Ciddi birşeyi konuşurken, ciddiyeti azaltma ihtiyacını bastırmak giderek zor geliyor. Sinir, üzüntü veya benzeri "negatif" (kabul edilen) duygularımı bazen iyi, genelde garip, belkide kötü şakalarla bastırma ihtiyacım azıtıyor.

*Msj üzerinden terkedilmeyi sevmiyorum...yani daha fazla sevmiyorum.

*Uzaktan ilişki denen nane aslında en rahat şey.

*Kendi kişisel alanına değer veren birisiyim. Yinede o alanın dışında birilerinin olması benim için bir rahatlık kaynağı. Benden çok daha geniş bir kişisel alana sahip biriyle ilk kez karşılaştım.

*Uykusuna, midesine, eğlencesine, hayata değer veren bir insan vardı karşımda. Ben bakmıyorken ikiziyle filanmı değişti acaba. Keçi sakalı varsada farketmedim. Bi anda o yönleri benim için en azından yok olduda. Neyse umarım en yakın zamanda geri gelir.(sanırım sadece benden gizliymiş)

*Erol yeni yeni güzel gruplar önerdi bana teşekkür ederim.

like acid

*Burayı pek okuyan yok (en son hassiktir hakkında yazdığım kişi lütfedip izlemeye almış diye biraz yazımın tonunu düşürmüştüm. Sonra zaten hepsini sildim) Acaba söz edilen kişiye ulaşıcakmı?

*Ulaşmıyacaksada zaten bunları yüzüne...msn ekranındaki avatarının yüzüne en azından söyledim. Sadece görüşlerim değişmedi, bencilliğin tatlı geldiği yerden çıkmak zorunda kaldım.

*Umut. Şu an elimde bir gün umudu kaldı bu kısa dönemden. Olabileceğine inandığım ama olduğu zamanın benim karıma olacağına dair pek inancımın olmadığı bir umut. Yinede kapatmak istemediğim bir kapı. Hayata güveniyorum. Entropim dediğim sinüs eğrisinde tanjantın 0 olduğu noktaya, yani bir tepe noktasına gelmesi ihtimali hala var. Umarım pozitif bir tepe noktasına gelir o olmazsa zaten dip noktasına gelecek.


bu bir sinüs eğrisidir.


*Kendime not:Matematik metaforlarını bırak.

*Umarım bir gün "sorun" biter. Sorun biraz bir ilginç kelime.

* Diyecek ne kaldı? Hımm

* İşe pek duygusal bakamamışım zaten okuyunca.

*Bu sefer beynimin boşalması tek telden çaldı gibi. Olsun varsın bu kadar.

edit (17.aralık): ayrıldıkya daha yakınız sanki. Böyle ilginç şeyler. "erkek arkadaş" olarak konuşmadığı kadarını, ağzından sökmek zorunda kaldığım nasılsın sorusuna cevabı "arkadaşı" olarak kendisi anlatıyor. Bir sorun olduğundan değil, memnunum oldukça. Konseptin değişmi bu kadar ciddi bir sorunmuydu? yoksa "benle" erkek arkadaş olmasımıydı diye düşünüyorum.


şaka yapıyorum, bu bahaneyi böyle kullanacak son insan olduğuna inanmaktayım.

FBI-Fucklı bişeyler işte

14 Aralık 2009 Pazartesi

Tales of Monkey Island- Piksellerden Günümüze





Tales of Monkey Island, klasik adventure oyunları serisinin Taletale Games tarafından çıkarılmakta olan son ayağı. Diğer bir klasik adventure oyunu ve kalbimde ayrı bir yer tutan Sam and Max ve Taletale'in diğer oyunları gibi bölüm mantığıyla çıkmaktaydı. Ne mutlu ki ilk sezonu tamamlamayı başardılar.



nereden nereye

Bölümlerin kendini satan anları, eski oyunlara gönderme yapılmadan yapılmış şakaları ve gerçekten aha güzelmiş lan bu bulmaca dediğimiz noktaları yok değil. Grafik olarak sevimli ve cillop oğlan Guybrush Threepwood Mighty Pirate'ın keçi sakalına (bunu çıkarmak için ne kadar uğraştım biliyormusun?? demesiyle alışabildiğim) ısınabilirseniz monkey islanda oldukça uygun.


Plunderbunny!

Benim Sam and Max Season 1 ile ısınabildiğim, sabit kamera açılı 3D adventure oyunu diye tanımlayabileceğim tarzı ise rahat kontrol edilebilmesini sağlıyor. Ha tabi, envanterdeki eşyaları birleştirmek için kullanılan sistem( iki eşyayı slota yerleştir, birleştire bas) tek bir tuşla halledilebilecekken kötü geliyor. Aslında envanter sistemindeki hiçbirşeyden memnun değildim oyunu oynadığım süre boyunca. Sam and Max'in 2 sezonu arasındaki gelişmeyi düşünürsek bence ToMI'nın 2. sezonu oldukça rahat bir envantere sahip olabilir.


ve bununla bunu birleştirince...

İlk bölümde, ilk oyuna oldukça benzer bir atmosfer verilmeye uğraşılmış ve Monkey İslanda taletale games'in kendi yorumu diyebileceğim, başarılı bir hava verilmiş.

Devamındaki bölümde karşımıza çıkan humanoid yaratıklarda Taletales'in bir alışkanlığı olmalı. En azından George Lucas gibi her yeri onlarla doldurmaya uğraşmıyorlar.

Bence en yaratıcı bölüm olan 3. bölümü oynarken çok fazla eğlenmiştim. Bulmaca, mekan, oyun süresi, komedi olarak fazlasıyla doyurucu ve yaratıcıydı. Eklenen karakterler sırf bulmaca parçaları gibi durmuyordu. Başından sonuna kadar sezonun en başarılı işiydi. Bölüm bölüm çıkan oyunların sorunu olan kendini tekrardan mümkün olduğunca kaçınlımıştı.


ve Morgan...Elaine'i bu hatun için satsalar kızmayabilirdim lan!

4. ve 5. bölümleri arka arkaya oynadım.Ne yazıkki Lair of the Leviathan(3. bölüm) hazırlanırken harcanan tüm zaman ve yaratıcılık tek seferlikmiydi diye düşünmeye iten bir hava yarattılar.

Trial and Execution of Guybrush Threepwood(4.bölüm)'un dava sahnesi ve aradaki nadir küçük bulmacalar dışında eski mekanlar, yeniden kullanılan karakterler, sadece orjinal oyunlara değil Tales serisinede gönderme espiriler,2 bulmaca parçası arasındaki uzun, sıkıcı yürüyüşler ve yavaş envanter sistemininde sorun olmasıyla bitsede 5. bölüm olan ve isminden baya bir umut veren "Rise of the Pirate God"'a geçsem demeye başladım.


hayır satsalar kızardıım herhalde. I love tough chicks

Yinede hikaye konusunda, ta ilk oyundan beri serinin temel taşları olan olaylara bakışı değiştirebilecek yeni atılımlar yapıp, diğer bölümlerdeki olayları biraz biraz toparlayıp finale hazırlık yapılması bölüm 4'ü kurtarıyor.

Ayrıca ilk kez olsun veresiye veririz gibi bir cevap verip, Guybrush ve beni şaşırtan hatta mutluluktan gözümden bir damla yaş düşüren bir karaktere sahipki, herşeye rağmen orada mutlu olmaya değerdi :D

Rise of the Pirate God, ne gariptirki farklı kaplamalarla oynadığım bir Sam and Max Sezon 2 bölümü gibiydi. Riftler-Bermuda Şeytan Üçgeni, Underworld-Hell, sadece eski karakterlerin geri dönüşümle kullanılması-...sadece eski karakterlerin geri dönüşümle kullanılması, dünyalar ve vücut üzerinden anlatım-zaman ve mekan üstünden anlatım gibi şeyler birde episode 4'teki bulmacaların sadece farklı eşyalarla kullanması eklenince beklediğim süper final olamadı. Bir de kötü bölüm tasarımı, sık sık arasında gidip gelmeniz gereken yerlerin 3-4 uzun ekranın ta en uçlarında olması ve bölüm tasarımının kendi içinde de kötü olması yüzünden oynanışın bölünmesi gibi sorunlarla boğuşmak vardı. Boss bulmaca diyeceğim, Sam and Max episode 1'in boss bulmacasıyla aynı olması hayal kırıklığıydı.


le chuck'u sevmek gerek


o-yeah!

Birkaç kerede, sadece benden kaynaklı olabilir, oyun beni baya yanlış yönlendirdi. Adamın yalan söylediğini anlamak için konuşmada gözlerini kaydırmasına bakmak gibi(sadece adamın üstünde bir eşyayı kullanmalıymışım, kel alaka.) şeylerle zaman kaybettim. Birde arka arkaya 3 bulmacayı aynı itemi kullanarak çözünce...

Her şekilde finaline, Monkey Island'a değer olmasına, hikayeye ve boss bulmacadan sonraki sahnedeki fikire değer bir finaldi.

Garip bir eğlence eğrisine sahip olsada yeni bu diye oynamamazlık edilmemeli. Taletale'den çok daha kötüsüne düşebilirdi ki deneyimli ellere düşmüş olması Tales serisine bir bütün halinde bakıldığında başarılı bir iş çıkarılmış olmasını sağlamış.


VOODOO PEOPLE!




SIGTMP-Squaawk! I am Guybrush Threepwood Mighty Pirate!

28 Kasım 2009 Cumartesi

Bide

Kedi iyileşti gibi...bayramda kediyi bıraktığım arkadaştan hala haber alamasamda...

12 Kasım 2009 Perşembe

İçe Doğru Sıçmak

herro!

Büyük bir türk düşünürünü alıntılayarak kedimini ağzınını bok kokmasına patisine bulaştırmış bi halde gelmesine lan bu hayvan içe doğrumu sıçıyor demiş, boku temizlemek için kovaya basmış, sabunu beline beline vermiş ve aciyee diyince kafasına tas ile vurmuştum. (Yok yalan, o beni oydu biraz :D )

Neyse bugün tam olarak nasıl bir şekilde o pisliğin geldiğini farkedince acaba hastamı demeye başladım. Veteriner bir arkadaşım( ogan ) bana bağırsağında bir sorun olduğundan oradan geri mideye akıntı olabilir diyince dedim şom ağızlıyım. Kediyi umarım iyileştirebilirim. Yarın veterinere götüreceğim. Kanımı iliğimi filan istemezse tedavisini karşılamayı onur kodu olarak görmeye başladım...

Daha hayvan beslemem olanağım tam olmadan bu kadar.

HAK-Hay amına koyayım

24 Ekim 2009 Cumartesi

Wee gee


Eski geyik ama yaparım ben...

MWBUD-Mr. Weegee Bring us a dream..
.